10/09/2020 - 12:20
Mezunlarımıza Salacak Kentsel Tasarım Yarışması’nda 3. Mansiyon Ödülü

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Etüd ve Projeler Daire Başkanlığı’nın açtığı Salacak Kentsel Tasarım Yarışması, serbest, ulusal bir kentsel tasarım yarışmasında, okulumuz Mimarlık bölümü mezunları İpek Üstündağ ve Yalçın Demircan’ın da yer aldığı ekip 3. Mansiyon ödülü kazandılar. 
 
Yarışma İstanbul ili Üsküdar ilçesi Aziz Mahmut Hüdayi, Salacak ve Selimiye mahalleleri içinde yer alan alanda, verilen sınırlar içinde Salacak kıyısının tasarlanmasını hedeflemektedir. 
Mezunlarımızı ve ekip arkadaşlarını tebrik ediyoruz. 
 
Tasarım Ekibi: 
Ece Avcı - İTÜ Mimarlık, 
Bahadır Kantarcı - Gedik Üniversitesi Mimarlık, 
İpek Üstündağ – Kadir Has Üniversitesi Mimarlık, 
Yalçın Demircan – Kadir Has Üniversitesi Mimarlık, 
Sevgi Aslan – İTÜ Peyzaj Mimarlığı
 
MİMARİ RAPOR
Tarihi yarımadanın o naçizane silüeti Üsküdar için sadece bir seyir manzarası değildir. Çok derin hatıraları vardır. Nelere şahit olmuştur salacak sahili. Savaşlara fethe, coşkuya, hüzne… Hepsinin ağırlığı vardır üzerinde. Tarihi yarımadanın karşısında olmanın sorumluluğu vardır. Gördüklerini anlatma isteği vardır karşıyı selamlıyor olmanın verdiği çeki düzen ile... Bu sorumlulukla bir seyir rotası halini alır Salacak sahil hattı.
 
Kavuşma Rotası:  Üsküdar Meydanı’ndan Kız Kulesi’ne doğru uzanan rotanın, sahilin devamına kıvrılmadan devam etme isteği vardı sanki. Kavuşma Rotası, bu isteğe cevap olmayı amaçlarken hem yaklaşma arzusu hem uzaktan bakmanın güzelliğini hatırında tutar. Rotanın ucuna yaklaşınca sanki etrafta kimse, hiçbir şey yokmuşçasına, sağ taraf deniz, sol taraf deniz, Kız Kulesi’yle baş başa bırakır. İskele boyunca oluşan kademelenme seyir alanı olarak işlerken, rotanın sonundan kalkan kayıklar Kız Kulesi’ne ulaştırmak için beklerler.
 
Gelgit Tiyatrosu:  Manzaranın, tüm tarihi açık ettiği arka planda, dalgaların Sultanahmet’ten, Ayasofya’dan haber taşır gibi bir telaşla gelip gittiği manzarayı izletmek üzerine kendini var eder amfi. Alt kısmını dolduran ticari birim ve hemen yanı başında duran kent havuzuyla birlikte sosyal bir kompozisyon oluşturur. Önceden kestirilmemiş yeni senaryoların bir parçası olur. Karşılaşma taktikleri üretir zamanın akışında. Farklı gruplara toplanma mekanı olur, yalnızlığıyla sosyalleşenlere de kucak açar denizin dinginliğine karşı.
 
Kent Havuzları:  1800’lü yıllarda İstanbullular sıcak yaz günlerinde serinlemek için deniz hamamlarını kullanırlardı. Bu hamamlar denizin bir bölümünü çevreleyen iskele, iskelenin bir kısmında kapalı mekanlar ve ortasında oluşan havuzcuktan meydana gelirdi. Günümüzde Salacak sahil hattında dağınık, güvensiz ve iletişimsiz deniz kullanımı, kent havuzlarının kamusal deniz kullanımı için oluşumunu destekler, kentliye; kentin suya açıldığı hem fiziksel hem kavramsal anlamda bütünleştiği alanlar sunar. Denizi içeri alan havuzların eski İstanbul hamamlarına da atıfta bulunarak hafıza mekanları haline gelmesi amaçlanmıştır.
 
Balıkçı Barınağı ve Paylaşım Amfisi:  Balıkçı barınakları balıkçıların, hem işi hem de sosyalleşme mekanlarıdır. Bugünkü haliyle kentlinin dahil olmasının pek mümkün olmadığı barınak için kamusal ortak alanlar yaratacak, deniz, insan ve balıkçılar arasındaki etkileşimi artıracak balıkçı barınağıyla bütünleşen bir paylaşım amfisi önerilmiştir. Yeni balıkçı barınağı, nerdeyse tüm günlerini orada geçiren balıkçılar için halka karışma, hikayelerini paylaşma olanağı sunarken, ziyaretçiler için denize karşı, amfide balık ekmeklerini yerken balıkçıların hayatlarına bir parça dahil olabilmeyi mümkün kılar.
 
Bio-Habitat:  Sahil hattında boydan boya tasarlanan sürekli yeşil koridor, kıyıyı her türden kullanıcı için erişilebilir ve algılanabilir kılmak amacıyla deniz üzerinde yeni bir rota oluşturur. Dolaşım sistemine eklenen yeni platform kentteki ekolojik bütünlüğü desteklemeyi amaçlar. Bölgedeki kuşlar için yeni bir boşluk oluşturan mekan, aynı zamanda Salacak kıyısındaki insanların deniz üzerinden Salacak’ı, falezleri ve kuşları izleyerek vakit geçirmesine imkan sağlar.