Sanatçı İnci Eviner, Khas Öğrencileriyle I. Tiflis Trienali’ndeydi

Sanatçı İnci Eviner, Khas Öğrencileriyle I. Tiflis Trienali’ndeydi

Günümüzde görsel sanatların geldiği nokta; bilgi üretimi, sanat üretimi ve sanat araştırma metodlarını tartışmaya açmıştır. Kadir Has Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi öğretim üyelerinden sanatçı Doç. İnci Eviner de, davet edildiği bu yıl ilki gerçekleştirilen sanatsal araştırma konusunda yoğunlaşmış Gürcistan’da yapılan 1. Tiflis Trienali’nde de işte bu sorumlulukla katıldı.

Kuratörlüğünü Henk Slager ve Wato Tseretelli’nin yaptığı ana temasının ‘Offside Effect’ (Offside Etkisi) olarak belirlendiği trienalde davetli sanatçılar arasında Hito Steyerl, Stephan Dillemuth, Anton Vidokle gibi önemli isimler bulunduğu sanatçı akademisyenler kendi projelerini sergiledi ve sergilere performans, atölye ve forumlar eşlik etti.

Kadir Has Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi öğrencilerinden Ceren Acun, Orkun Aziz Aksoy, Müjde Bayraktar, Safak Catalbaş, Görkem Ergün, Didem Erk, Aslı Narin, Emre Sağlam, Ayşenil Şenkul’un katılımıyla İnci Eviner’in rehberliğinde adı ‘Kütüphaneyi Sahnelemek’ olarak belirlenen bir dizi performans ve sergiyle yer aldı.

Öğrenciler Sanatçı Eviner’in rehberliğinde ‘Acting in the Library’ (Kütüphaneyi Sergilemek) sürecinde bazı kavramları oynadı: Mekan olarak kütüphane, bellek, kitap ve performatif okuma biçimleri, obje olarak kitap, farklı siyasi çerçeveler içinde kütüphane, bir sanat ortamı olarak kitap, bir bilgi aracı olarak kitap gibi.

Bu kavramlar ve nosyonlar, oynanarak ve deneyimlenerek yaratıcı bilgi ve araştırmayla desteklendi, sonuçta kolektif ve bireysel çalışmaların içiçe geçtiği üretimler ortaya çıktı. Böylelikle transdisipliner bir sanat eğitimi metodu deneyimleme fırsatı bulundu.

“Bu, aslında içinde bulunduğumuz sanat eğitimi krizine karşı bir çözüm arayışı idi; ve sanat eğitim yöntemleri beni uzun zamandır ilgilendiriyor, bir trienal sayesinde bunu deneyimleme fırsatı bulduk” diyen Sanatçı Eviner trienale katılma sebebini anlatıyor:

"Fakültemiz müfredatının bünyesinde bir ara eğitim alanı açmak ve bunu geniş bir çevrede açık çağrıyla duyurarak bir grup öğrenci ve genç sanatçıyı topladım. Katılımcılar böylece hoca-öğrenci hiyerarşisini aşarak dinamik bir ilişki içinde üretmeye başladılar. Sık sık davet edilen dramaturg, dansçı, sosyolog gibi konuklar hepimizin parçası olduğu bir sahnede buluştu. Burada akademi ve sanat pratiklerinin bir arada olduğu daha dinamik bir ortam oluştu; eleştiri teorilerinin sanata yapay olarak yamandığı bir eğitim sistemi yerine, sanat pratiklerinin teoriye ve dünyaya kattığı değer araştırılırken sanat yapıtlarıyla düşünmek bizi farklı sonuçlara götürdü, böylelikle herkes kendi üretim ve araştırma yöntem arayışını geliştirdi.”