Atlantik İttifakı ve Türkiye: Gelecekten Beklentiler

Atlantik İttifakı ve Türkiye: Gelecekten Beklentiler

Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Çalışmaları Merkezi (Center for International and European Studies - CIES) ile Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği (UİK), 23 Kasım 2017’de Kadir Has Üniversitesi ev sahipliğinde “Atlantik İttifakı ve Türkiye: Gelecekten Beklentiler” başlıklı bir panel düzenledi.

Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın’ın moderatörlüğünü yaptığı panelin konuşmacıları arasında NATO Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi Tacan İldem, Ankara Politikalar Merkezi Başkanı Büyükelçi Ünal Çeviköz, Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serhat Güvenç ve German Marshall Fund Savunma ve Güvenlik Birimi’nden Kıdemli Araştırmacı Bruno Lété yer aldı.

CIES ve UİK işbirliğinde gerçekleşen panelde konuşan NATO Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi Tacan İldem, “NATO’nun düşman bir örgüt olarak algılanmaması gerektiğini” vurgulayarak, “Türkiye’nin de güçlü ve sadık bir üye olarak yer aldığı İttifak bünyesindeki kararların tamamının Türkiye’nin de aktif katılımıyla alındığını” hatırlattı. Büyükelçi İldem, Norveç’teki NATO Müşterek Harp Merkezi’nde 8-17 Kasım 2017 tarihlerinde gerçekleşen tatbikatta yaşanan hadisenin hemen akabinde NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in vakit kaybetmeden yazılı bir açıklama yaptığını ve başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Türk yetkililerle iletişime geçerek şahsen özür dilediğini iletti. Buna ek olarak, Sayın Stoltenberg’in gerekli soruşturmanın yürütülmesi ve gelecekte benzer hadiselerin yaşanmaması için önlemler alınması konusunda güvence verdiğine de değindi.

Büyükelçi İldem, “kabul edilemez” ve “talihsiz” olarak nitelendirdiği hadise sonrasında Türkiye’de oluşan haklı hassasiyetin NATO yetkilileri tarafından ciddiyetle karşılandığını, nitekim NATO’yu güçlü kılan temel değerlerin başında müttefikler arası “birlik”, “uyum” ve “dayanışma” geldiğini vurguladı. Dolayısıyla, NATO’nun temel değerleriyle uyuşmayan bu son hadisenin sadece Türkiye’yi hedef almadığını, tüm NATO ülkelerine karşı yapılmış bir hadise olarak görülmesi gerektiğinin altını çizdi. Büyükelçi İldem ayrıca, “NATO üyeleri arasında yaşanacak bir ayrışma veya görüş ayrılığı NATO’nun çıkarına değildir, dolayısıyla böylesi bir krizin sonuçlarının kime yaradığının incelenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, konunun soğukkanlılık ve mantık çerçevesinde ele alınması gerekmektedir” şeklinde görüşlerini ifade etti.

Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serhat Güvenç konuşmasında NATO’nun günümüzde hızla değişen küresel güvenlik tehditlerine karşılık verebilmek ve etkinliğini koruyabilmek adına ciddi bir çaba içerisinde olduğunu belirterek, zaman içerisinde önemli bir mesafe kat ettiğini vurguladı. Prof. Dr. Güvenç, 2014’te Kırım’ı ilhak eden Rusya’nın “NATO’nun ezeli düşmanı” olarak tekrar etkinlik kazanmasıyla birlikte NATO’nun özüne döndüğünü, fakat kendisini hibrit ve yeni nesil savaş stratejileriyle yenileyen bir Rusya karşısında bulduğunu belirtti. Ayrıca sosyal medyayı da içeren yeni nesil güvenlik tehditlerine etkin karşılık verebilmek amacıyla tasarlanan son NATO tatbikatında yaşanan krizin, ittifak üyelerinin kimliği belirsiz bir aktörden gelebilecek tehdit karşısında birlikte ve uyum içerisinde hareket etme konusundaki sorunlarını göstermesi bakımından önemli olduğuna değindi.

Ankara Politikalar Merkezi Başkanı Büyükelçi Ünal Çeviköz ise konuşmasında NATO-Türkiye arasındaki 65 yıllık köklü tarihe değinerek, son kriz akabinde Türk kamuoyunda sıklıkla konuşulmaya başlanan Türkiye’nin NATO’dan çıkması yönündeki tartışmalar üzerinde durdu. Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı’nın parçası olmak yönünde bir seçim yaptığına dolayısıyla bugün yapılan tartışmanın aslında Türkiye’nin son 60-70 yılını sorgulamak anlamına geldiğini belirtti. Türkiye’nin yarım asrı aşkın bir süredir geçirdiği değişimde ve bugün gelmeyi başardığı noktada bu tarihsel kararın önemli payı olduğunu hatırlatan Çeviköz, Türkiye’nin bugüne kadar bağlı olduğu evrensel değerlere, güvenliğine, kimliğine ve demokrasisine uygun herhangi bir alternatif yapılanma olmadığının da altını çizdi.

German Marshall Fund Savunma ve Güvenlik Birimi’nden Kıdemli Araştırmacı Bruno Lété ise Türkiye-NATO arasında yaşanan son krizi dışarıdan izleyen bir gözlemci olarak “Türkiye dahil olmak üzere, tüm İttifak üyeleri kullandıkları söylemlere dikkat etmeleri” gerektiğini vurgulayarak, “yapılan açıklamaların ilişkileri olumsuz etkilediğini” belirtti. Türkiye-NATO üzerine konuşulurken sürekli yapılamayanlar üzerinde durulduğuna, fakat bugüne kadar birlikte neler başarıldığının unutulduğuna dikkat çeken Bruno Lété, “Türkiye-NATO hatta Türkiye ve Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkilerin ortak çıkarlar çerçevesinde şekillendiği” vurgusunu yaptı. Türkiye’nin kaygılarının tüm müttefik ülke başkentlerinde ciddiyetle değerlendirildiği, nitekim müttefiklerin Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliği açısından oynadığı rolün bilincinde olduklarının altını çizdi. Son olarak Türkiye’nin dış politikasında alternatif arayışlarının müttefikler arasında kaygı uyandırdığına dikkat çeken Bruno Lété, bu yöndeki arayışlarının ekonomik anlamda Türkiye’ye katkı sağlayabilecek olsa da stratejik açıdan bir getirisi olmayacağını belirtti.