Terör ve İnsan Güvenliği İnsani Temelde Tartışıldı

Terör ve İnsan Güvenliği İnsani Temelde Tartışıldı

Terör ve İnsan Güvenliği İnsani Temelde Tartışıldı: Terör özgürsüzleştiriyor

Kadir Has Üniversitesi’nin ikinci kez ev sahipliğini yaptığı Uluslararası Çatışma, Terörizm ve Toplum Konferansı’nın sonuç raporunda terörizmin bir insan güvenliği sorunu olduğu ortaya çıktı. Bu yılki teması ‘Terörizm ve İnsan Güvenliği’ olan konferansta terörle mücadelede geleneksel devlet merkezli bakış açısından çok özgürlüklerden ödün vermeyi gerektirmeyen insani temelde bir güvenlik anlayışı gerektiği vurgulandı.

2-4 Kasım 2010 Kasım tarihleri arasında Kadir Has Üniversitesi’nde gerçekleştirilen II. Uluslararası Çatışma, Terörizm ve Toplum Konferansı’na Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Almanya, Bangladeş, İngiltere, İran, Kolombiya, Pakistan, Portekiz, Türkiye, Yunanistan gibi farklı ülkelerden uluslararası ilişkiler, insan hakları, medya gibi farklı disiplinlerde uzman akademisyenler günümüzde bireyin özgürlüğünün güvenliğe bağlı olduğunu ama güvenliğin de bireyin özgürlüğünü kısıtladığı konusunda fikir birliğine vardılar.  

Medyanın terörizmi ve terör olaylarını yansıtma biçimlerinin de ele alındığı konferansta medya organlarının kendi sosyal ve siyasel duruşlarına göre terörü algılayıp yansıttığı, ülkesinde iç savaş yaşayan ulusların terörizme ulusal açıdan baktığı olmayanların ise uluslararası çerçeveden yaklaştığı dile getirildi.

Konferansın Sonuç Raporu:

Terörizme yönelik devlet merkezli yaklaşımların giderek yetersiz kaldığı anlaşılmaktadır. Terörizm herşeyden önce bir insan güvenliği sorunudur.  Bireyi her türlü radikal eylemlere yaklaştıran koşullar temel insani ihtiyaçların karşılanamadığı durumlardır.

Yoksulluk, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanamaması, işsizlik, sosyal izolasyon ve dışlanmışlık gibi etkenler bireyi terörrizme iten koşulları hazırlamaktadır. Teröristi bir cani ya da canavar gibi gösteren yaklaşımlar aslında bireyin bu noktaya gelmesindeki toplumsal sorumluluğun göz ardı edilmesi anlamına gelmektedir.

Terörle mücadelede devlet güvenliğini baz alan dar yaklaşım yerini öncelikli olarak terörizme ortam yaratan insani faktörlerin gözden geçirilmesine bırakmalıdır. Terörle mücadelede özgürlüklerden ödün vermeyi gerektirmeyen bir güvenlik anlayışı olmalıdır.

Dünyaca ünlü siyaset bilim uzmanı, Diaspora ve Radikalleşme adlı kitabın yazarı  konferansın ana konuşmacısı Prof. Dr. Peter Waldmann, konuşmasında bireyin kendini meşru yollarla ifade edemediği durumlarda radikalleşmeye eğilim gösterdiğini vurguladı. Konuşmasına diasporadan başlayıp terörle bitiren Waldmann ayrıca, Almanya’da yaşayan Türklerin konuk toplumdan entegre topluma geçiş sürecinde yaşadıkları sancılara da değindi.

Konferansta, dünyada terörle mücadele adına bireysel hak ve özgürlüklerin gitgide kısıtlandığının göze çarpmakta olduğu da vurgulandı. Bu durum, teröre karşı mücadelede beklentimizin tam tersi sonuçlarla karşılaşabileceğimizin işareti olarak algılandı.

Konferansta ayrıca, insan güvenliği olgusunun aynı zamanda korku içinde yaşamama özgürlüğüne de dem vurduğu ifade edildi.Terörizmin ise temel amacının toplumun bütününe korku salmak olduğuna göre, birey için artık korkusuz bir hayat sürebilmenin gitgide zorlaştığı ifade edildi. Bu anlamda devlet için birey güvenliğini sağlamak ve terörle mücadele etmenin bir zorunluluk olduğu, ancak bu mücadelenin insani bir temelde ve birey güvenliğinin sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel boyutları dikkate alınarak yürütülmesinin bir gereklilik olduğu da vurgulandı.Türkiye’nin de terörle mücadele çerçevesinde devlet güvenliğini esas alan askeri unsurların yanı sıra, insan güvenliğini de göz önünde bulunduran sosyal, kültürel ve ekonomik unsurları ön plana çıkarmakta olmasının olumlu bir gelişme olduğunun altı çizildi.