KHÜ Rektörü Prof.Dr. Mustafa Aydın’ın Konuşması

Sayın Cumhurbaşkanım,

Kurucusu, Kadir Has beyefendinin ismini almış olmanın gurur, onur ve sorumluluğunu taşıyan Üniversitemize, Kadir Has Üniversitesine, hoş geldiniz.

Değerli Konuklar, Sevgili Öğrencilerim,

Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, sizlere bu özel günde bizimle birlikte olarak, sevincimizi paylaştığınız için teşekkür ediyorum. Bugün heyecanla, şevkle, umutla yeni bir öğretim yılına başlıyoruz. Bugün kapılarımızı 14. kez sevgili öğrencilerimize, onların kıymetli velilerine, değerli öğretim üyelerimize ve siz saygıdeğer paydaşlarımıza açıyoruz.

“Hafıza-i beşer nisyan ile mamüldür” derler; ama biz bu üniversitenin nereden bu günlere geldiğini unutmayalım. Bundan 13 yıl önce küçük bir binada 4 öğretim elemanı ve 4 öğrenciyle kapılarını açan Kadir Has Üniversitesi, bugün, 374 öğretim elemanı ve idari personeli, 5453 mezunu, halen eğitim hayatlarına devam eden 4835 öğrencisi ve İstanbul’un Cibali, Selimpaşa ve Bahçelievler semtlerindeki birbirinden güzel 3 ayrı kampüsünde yaklaşık 80.000 metrekare kapalı ve 130.000 metrakare açık alanıyla yoluna her geçen yıl güçlenerek devam etmenin onurunu yaşıyor.

Tabii buraya gelmek kolay olmadı.

Herşeyden önce babasından miras kalan, “bir okul yaptırmak, bin kişiyi hapishaneye düşmekten kurtarır” düstüruyla hayatını milletin yararına işler yapmaya, ve hepsinin ötesinde eğitim alanında ülkesinin ihtiyaçlarını büyük bir özveri ve inatla karşılamaya adayan Kadir Has beyefendiyi bir kere daha şükranla anmamız lazım. İnatla diyorum; zira bu üniversiteyi kurmak, geliştirmek ve bugünlere gelen yolu açmak için gerçekten inatla, sebatla ve kararlılıkla çabalamak gerektiğini Üniversite’nin geleceğinin sorumluluğunu taşıyan bizler her gün görüyor, yeniden yaşıyoruz. “Ağır ağır ve sürekli yürüyen için uzun yol yoktur” diyerek 1992’de yola çıkan sayın Kadir Has, üniversite hayaline, hiç geri adım atmadan fakat sürekli gayret göstererek 1997’de ulaştı. Selimpaşa ve Bahçelievler kampüslerinde faaliyetlerine devam eden Üniversite için yeni mekanlar arayan Kadir Has beyefendi ileri görüşlülüğüyle, bugün parçası olmaktan büyük zevk aldığımız, eski Cibali Tütün Fabrikasını yıkıntılar içerisinde gördüğünde, tüm aksine telkinlere rağmen, bu tarihi mirasın ne muhteşem bir eğitim yuvasına dönüştürülebileceğini hemen farketmiş, ve ivedilikle çalışmalara başlama talimatı vermişti. O sayededir ki, bugün bizler ziyaret eden herkesin hayran kaldığı ve sadece İstanbul’un değil, tüm Türkiye’nin en güzide kampüslerinden birinde, Cibali Kampüsümüzde, eğitim-öğretime devam etme şansına sahip olduk.

Değerli Konuklarımız,

Yaşamımızı anlamlı kılan unsurların en önemlilerinin başında hayallerimiz ve hedeflerimiz gelir. Hayaller, gelecekten beklentilerimizi ortaya koyar; hayal etmeyen insanın gelecekten umudu kalmamış demektir. Hayal etmeyen insanın makinadan farkı yoktur. 18 yıl önce bir ölümsüzün hayalinde şekillenen Kadir Has Üniversitesi, bugün tüm öğrencilerinin %63’ünü çeşitli burslardan yararlandıran, her geçen gün daha da gelişen, Türk eğitim sistemine katkılarıyla dev bir eser olarak gözlerimizin önünde duruyor.

Hedefler ise gelişme arzumuza yön veren ifadelerdir. Hedefleri olmayanlar çıpası tutmayan gemiler gibi dalgalı denizlerde savrulurlar. Bizim hedeflerimiz belli; Sayın Kadir Has vefatından kısa bir süre önce Mütevelli Heyet üyelerine hitaben yazdığı bir mektupta bunları gayet açıklıkla ortaya koymuştu. Sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Geleceği satın alabilecek tek şey, bugündür. Ben de, geleceğimizi en iyi şekilde değerlendirebilmemiz için, o sonsuz tarih dilimini bugünden Üniversitemiz adına satın alıyorum” diyor, sayın Kadir Has mektubunda. Ayrıca, “Dün geçti, ama yarın henüz gelmedi. O yarın, sizler için paha biçilemez bir değer... O değeri, çok iyi şekilde algılamanız ve korumanız gerekiyor. ... Başarımız, ülkemizin de başarısı olacaktır. Bilgin, bilgisine; cahil ise, umuduna güvenir. Şimdi, siz bilginleri, göreve çağırıyorum. Un, Yağ ve Şeker Benden; Helva Sizden...” diyordu.

Nasıl bir helva istediğini de şöyle ifade ediyor:

•   Anayasası, bilimsel özgürlük olan Atatürkçü bir üniversite.

•   Malî kaynaklarını, hiç kimseye muhtaç olmayacak şekilde iyi yöneten bir üniversite

•   Bilim ve teknolojideki tüm yenilikleri izleyen, uygulayan bir üniversite.

•   Öğrencilerini, vatan ve insan sevgisiyle yetiştiren millî bir üniversite.

•   Emsâlleriyle, her platformda yarışabilen, kazanabilen bir üniversite.

•   Genç bilim insanlarının seve seve görev alacakları bir üniversite.

•   Gençlerin gıpta edip, girebilmek için yarıştıkları bir üniversite.

•   Yüksek öğrenim için ülkemize gelen yabancıların özellikle tercih ettikleri evrensel bir üniversite.

•   Velhâsıl; diploması, tüm dünyada geçen, itibarı yüksek bir üniversite.

Bu ifadelerin ne kadar anlam taşıdığı, öncelikle bizim tarafımızdan ne kadar ciddiye alındıklarıyla ölçülür. Bu hedefleri ne kadar ciddiye aldığımız ise onlara ulaşmak adına harcadığımız emekle ölçülecektir. Açıktır ki, Kadir Has Üniversitesinin bugünkü Mütevelli Heyeti, üst yönetimi, akademik ve idari personeli için temel hedef, kurucumuzun ifade ettiği gibi “Üniversitemizi dünyanın en iyi üniversitelerinden biri yapmak”tır. Bu bizim ziyadesiyle ciddiye aldığımız, üzerinde hiç durmadan çalıştığımız, emek verdiğimiz hedeftir.

Bu hedefe doğru kararlı yolculuğumuzun başarısının ise bence iki temel kıstası var. Bunlardan ilki ülkemizin ihtiyaç duyduğu evsafta insan gücünün yetişmesine ne kadar katkıda bulunduğumuzdur. Söz konusu katkının öncelikli biçimi, elbette ailelerinden birer aziz emanet olarak aldığımız öğrencilerimizin yetiştirilmesidir. Bu noktadaki temel başarı kriterlerimiz, istihdam piyasasında talep gören fakat aynı zamanda, kişisel gelişimlerinin ötesinde, ülke ve dünya sorunlarına kafa yoran, düşünen, sorgulayan, araştıran, sorumluluk sahibi, çağdaş, dürüst, kendinden önce ülkesini düşünen, yardımsever ve inisiyatif alacak cesarette bireyler yetiştirmektir. Çabamız ve çalışmalarımız Üniversitemizi sistematik biçimde bu yönde yapılandırmaktır. Bu noktada kat ettiğimiz mesafeden gurur duyuyoruz. Üniversitemizi ziyaret eden misafirlerimizin “keşke biz de burada öğrenci olabilsek” ifadeleri bize doğru yolda olduğumuzu hatırlatıyor ve daha iyisini yapma azmimizi kamçılıyor.

Ülkemizin ihtiyaç duyduğu kalitede insan gücünün oluşumuna katkıda bulunmanın bizim açımızdan ikinci biçimi, üniversitenin yerleşik olduğu çevre ve yaşadığı, nefes aldığı toplumla kurduğu ilişki vasıtasıyla toplumsal gelişime katkıda bulunmasıdır. Bu nedenle bir yandan yaşam boyu eğitime yönelik programlarla ülkemizin insan kaynağını günümüzün değişken ve küresel anlamda rekabetçi iş piyasasının koşullarına hazır ve uygun hale getirilmesine katkı sağlarken, diğer yandan sadece Türkiye’de değil, dünyada da eşine rastlanmayacak bir özenle oluşturulmuş Rezzan Has müzemizin önde gelen örneğini teşkil ettiği kurum, program ve etkinliklerle sosyal sorumluluk projelerini destekliyoruz. Böylelikle toplumun farklı katmanlarına destek veriyor, “vatan borcu ödemeye” devam ediyoruz. Bu çerçevede bu yıl hayata geçirdiğimizi bir projeye çok önem veriyor ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Adını “Komşuluk Hakkı” koyduğumuz projemizin hedefi Üniversitemizin ana kampüsünün yer aldığı Cibali semti ile daha fazla bütünleşmesi, parçası olduğu toplumun sorunlarına daha çok eğilmesi, Cibali’den yola çıkarak, önce İstanbul’u, ardından tüm Türkiye’yi büyük bir “mahalle” sıcaklığında kucaklayarak, ülkemizin önde gelen sorunlarına bilimsel çözümler üretmektir. Bu projeyle, artık sadece eğitim veren bir kurum değil, toplumsal sorunlara karşı bilimsel özgürlüğün vicdanıyla çözümler üreten, bunu kamuoyuyla paylaşan ve gerçekleşmeleri için gayret sarfeden proaktif bir kurum olduğumuzu göstermek istiyoruz. Bu ülkenin sorunları bizim de sorunlarımızdır; bu ülkenin gelişmesi, ileri gitmesi bizim de yüreğimizin derinliklerinde duyduğumuz en önemli ve değerli hassasiyetimizdir. Biz, gerek önlisans, lisans ve yüksek lisans programlarımızla, gerekse giderek zenginleşen yetişkin eğitimi programlarımız, sosyal sorumluluk projelerimiz ve kültürel faaliyetlerimizle çorbaya tuzumuzu katmaya devam edeceğiz.

Değerli Kadir Has Dostları,

Dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olmak yolunda ikinci parametre; bilgiyi üretmek ve ülke içi ve dışında üretilen bilgiyi harmanlayacak bir platform, bir entellektüel çekim merkezi olmaktır. Bu anlayışla, Üniversitemize düzenli olarak yurtiçi ve dışından nitelikli öğretim üyelerini kadromuza katıyor; onları yürüttükleri bilimsel araştırmalarında sonuna kadar destekliyoruz. Bu yöndeki çabamız artarak devam edeceği gibi, üniversitemizde, ülkemizde ve dünyada üretilen bilgiyi öğrencilerimize en etkin biçimde aktarmaya devam edeceğiz. Bilimsel iletişime ve paylaşıma, dünyanın yükselen ilgisine haklı biçimde mazhar olan ülkemizin enerjisine ve konumuna yakışır biçimde, ev sahipliği yapmaya devam edeceğiz. Bu noktalarda görevimizi ve hedeflerimizi ciddiye alıyor, kendimize güveniyoruz. Kadir Has Vakfı ile Kadir Has Üniversitesi Mütevelli Heyeti’nin değerli başkan ve üyelerinin mutlak ve fedakar desteklerinin bu yolda arkamızda olduğunu bilmek bizi yüreklendiriyor. Onlara müteşekkiriz.

Kıymetli Misafirlerimiz,

Sayın Cumhurbaşkanımızın, uzun süredir siyaset ve devlet yönetiminde bulunması hasebiyle, kimi zaman dikkatlerden kaçan bir özelliği vardır. Burada, O’nun yüksek müsaadelerine sığınarak, o özelliğine vurgu yapmak istiyorum. Kendileri İktisat alanında doktora ve Uluslararası Ekonomi dalında doçentlik unvanlarına sahiptir. Bu çerçevede üniversiter hayatı bilen, güzelliklerini, zorluklarını yaşamış, bir meslektaşımızdır. Bu nedenle yukarıda sözünü ettiğim parametrelerin ilke düzeyinde hayata geçirilmesinin kendileri için de hususi önem arz ettiğine inanıyorum. Son dönemde yaptığı bir konuşmada, Türkiye’nin yeni dünyadaki değişimi “takip eden” değil, “talep eden” ve “şekillendiren” bir ülke olacağına yaptığı vurguyu ben bu yönde algılıyorum. Biz de öğrencilerimizin “takip eden” değil, “talep eden” ve “şekillendiren”, kısaca lider bireyler olarak yetişmelerini istiyoruz. Bunun için de üniversitemiz de akademik özgürlükleri sonuna kadar savunuyor ve destekliyoruz. Zira dünyaya şekil vermek için, gerçek anlamda “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesillere sahip olmak, daha da önemlisi onları talep eden bir toplum olmak gerekir. Bu felsefenin yurt sathında var edilmesi genelde tüm Üniversiter sistemin, özelde de Üniversitemizin en temel hedefidir. Öyle de olmalıdır. Yine aynı konuşmasında Sayın Cumhurbaşkanımızın vurguladıkları ”irade, azim, hikmet ve cesaret” kavramlarını yaşama geçirmek için bilginin en hasına en sağlam biçimde vakıf nesillere sahip olmak gerekir.

Değerli anne-babalar,

Bize emanet ettiğiniz gençlerimizi diploma değil, küresel istihdam piyasasında rekabet edebilecek şekilde meslekler ve yetenekler sahibi bireyler olarak yetiştirmek adına bizim harcayacağımız gayretin özünü bu ilkeler oluşturmaktadır. Kadir Has Ailesi olarak,”Haslılar” olarak bize göre Üniversite bu gayretin en anlamlı şekilde harmanlandığı etkileşim ortamıdır. Sadece öğrenenin değil, aynı zamanda öğretenin de bu etkileşim içerisinde geliştiği, dönüştüğü, daha iyiye doğru evrildiği, yaşayan ve yaşama zenginlik katan bir entellektüel merkezdir. Üniversite bir insan formatlama fabrikası değildir. Aksine, varlığıyla bireyi şekillendiren, yaşayan bir organizmadır. Bu özgür ortamın devamlılığını ve gelişimini sağlama hedefimizi ciddiye alıyoruz. Bu nedenle de çok çalışıyoruz. Yeni eğitim, öğretim yılında eski ve yeni tüm öğrencilerimizin bizlerle beraber çok çalışacağını da biliyoruz. Değerli yazın insanı, Honoré de Balzac’ın tabiriyle, “Bilginin efendisi olmak için çalışmanın kölesi olunması gerektiğinin”, farkındayız. Bu bizim sorumluluğumuzdur ve bu sorumluluğu kurucumuzun bize devrettiği meşale olarak algılıyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi tekrar saygıyla ve sevgiyle selamlıyor; hem Üniversitemize hem de Ailemize yürekten “hoş geldiniz” diyorum...

Saygılarımla.