Günümüzde çok sayıda kurum ve kuruluş, teknoloji ve inovasyondaki rekabet gücünü artırabilmek için Ar-Ge’ye daha büyük imkânlar seferber etmektedir. Ülkelerin konuya verdikleri önem, gayrisafi milli hasıladan Ar-Ge faaliyetlerine ayırdıkları pay olan GERD (Gross Domestic Expenditures on Research and Development) ile ölçülmektedir.

Çok uluslu ve çok ortaklı Ar-Ge fonlamasında dünyada başı çeken Avrupa Birliği, Lizbon Konseyi tarafından Ortak Avrupa Araştırma Alanı’nı onaylayarak, 2007-2013 dönemini kapsayan Yedinci Çerçeve Programı (FP7) için 50,5 milyar € bütçe ayırmıştır. 2002’de yürürlüğe giren Lizbon Stratejisi’nde, Avrupa Birliği üye ülkelerindeki GERD için 2010’a kadar %3’lük hedef konulmuş; AB’nin bu hedefi 2010’da kabul edilen Europe 2020 Strategy’de de yinelenmiştir. Fakat bütün bu girişimlere rağmen AB üyesi ülkelerindeki GERD oranı %3’ün altında kalmıştır.

Eurostat tarafından Aralık 2011’de yayınlanan Ar-Ge Harcamaları başlıklı çalışmaya göre, 2008 yılında dünyada GERD oranı en yüksek olan ülke %3,7 ile Finlandiya’dır. [1] Bu ülkeyi %2’nin üzerinde değerlere sahip olan İsveç (%3,7), Japonya (%3,45), İsviçre (%2,99), Danimarka (%2,85), ABD (%2,79), Almanya (%2,69), Avusturya (%2,67), İzlanda (%2,64) ve Fransa (%2,12) izlemektedir. GERD’in AB ortalaması 2009’da %1,86 iken 2010’da %2’ye yükselmiştir. 2000 ile 2010 arasındaki beş yıllık dönemdeki GERD ortalamalarında, özel sektörde %1,15’ten %1,23’e, üniversitelerde %0,41’den %0,49’a, kamu sektöründe ise %0,25’ten %0,27’ye bir artış sağlanmıştır.

Görüldüğü gibi dünyada en fazla Ar-Ge harcaması özel sektör tarafından yapılmaktadır. 2009’da, AB-27 ülkelerindeki Ar-Ge harcamalarının %54,1’i özel sektör, %34,9’u devlet tarafından yapılırken, yabancı kaynaklı harcamaların oranı %8,4 olmuştur. Lüksemburg, Finlandiya ve Almanya gibi GERD oranı yüksek ülkelerdeki Ar-Ge harcamalarının üçte ikiden fazlası özel sektör tarafından yapılmaktadır. Buna kıyasla, Kıbrıs, Polonya, Litvanya, Romanya ve Slovakya gibi AB’ye yeni üye olan ülkelerin Ar-Ge harcamalarında devlet ağırlıklı bir paya sahiptir. Yabancı kaynaklı Ar-Ge harcamaları ile öne çıkan ülkelerin başında ise, Malta, Avusturya, İngiltere, İrlanda ve Letonya gibi ülkeler gelmektedir.

Türkiye’deki GERD oranı oldukça düşüktür; 2000-2009 arasında %0,46’dan %0,85’e çıkarak yaklaşık iki katı bir büyüme gösterse de, bu süre zarfında AB-27 ortalamasının ½ ile ¼’ü arasında değişmektedir. Türkiye, GERD oranını 2013 yılına kadar %2 oranında artırmayı, tam zamanlı araştırmacı personel sayısını da 150.000’e çıkarmayı hedeflemektedir.



[1] “Eurostat Data on Gross Domestic Expenditure on R&D, 2010”, http://epp.eurostat.ec.europa.eu/tgm/table.do?tab=table&init=1&plugin=1&language=en&pcode=t2020_20 (Erişim tarihi:13 Mart 2012). Veriler sadece 2008 yılı için eksiksiz olduğundan, ülkelerin karşılaştırılması bu yıl için yapılmıştır.